|
Saat 05:00. Yeni bir doğumdan geliyorum. İlk kez doğum yapacak Halime hastaneye saat 10:00 da geldi. 1cm açıklık %60 silinme. Evine yolladım daha erken diye. Çok erken hastaneye yatmaları uygun değil. Ne kadar lüks olursa olsun hastanede evin o büyülü güven ortamını yaratamıyorsunuz. Saat 1900 da tekrar geldi. 3cm açıklık, %80 silinme. 20:00 de kasılmalar sıklaşınca" ben yapamıyacağım" dedi. Belli ki doğumun kendine has girdaplarından birine girmişti. Gebeliğinin başında da sezaryen düşünüyordu. Kurs sonrası normal doğuma karar vermişti. Ona kursu ve çalıştıklarını hatırlattım. Kendine ve bebeğine güvenmesini istedim. Arkadaşı Esra doğum koçluğunu üstlendi. 24:00 de 6 cm olmuştu. Artık daha iyiydi ve kasılmalarda kendine konsantre oluyordu. Sezaryen isteği geçmişti. 03:00 de 10 cm olmuştu bile. Artık kontrol ondaydı. Çok güzel ıkınmalarla bebeğini yavaş yavaş ilerletiyordu. Artık panik değildi. Evet yorgundu ama artık gözlerinde doğuma olan inancı seçilebiliyordu.
Ebelerin dışında diğer servis hemşireleri de onun yanındaydı. Onun bu çabalarını takdir eden gözlerle izliyorlardı. Hastanedeki hemşireler bile en kolayını, yani sezaryeni tercih ederken normal doğum için bebeğiyle birlikte çalışan Halime onlar için bile kahramandı. 03:50 ye kadar bazen yatağında bazen ayakta ıkındı ve bebeğini çok güzel ilerletti. Son ıkınmaları beklerken birazda yorgunluğun etkisiyle düşünmeden edemedim; Başka bir doktor olsaydı baştan sezaryene alır, evinde şimdi uyuyor olurdu. Veya en iyi ihtimalle doğumu başından itibaren hızlandırır ve yine uyuyor olurdu. Birileri yanlış yapıyordu ama acaba kimdi?
İşte tam o sırada son ıkınmalarla bebeğin başı gözüktü. Artık o sezaryen isteyen Halime gitmiş bebeği için çalışan Halime gelmişti. Son ıkınmayla bebeğin başı çıktı, geri kalanını Halime yine kendisi halletti. Omuzların çıkmasıyla birlikte uzattığı kollarıyla bebeğini alıp göğsüne yatırdı.
İşte o an herşeye değerdi. Herseferinde olduğu gibi bir kez daha doğum mucizesine ve anne-bebek bağının o ilk saniyelerdeki oluşumuna tanık oldum. Hergün doğum gören ebeler bile duygulanmıştı. Halime birkaç saniye önce doğan bebeğine sarılıyor ve ondan özür diliyordu."Beni yordun dediğim için özür dilerim, hepsini unuttum, sen mükemmel bir bebeksin." Bebeği kendisini ilk ağlama sonrası gevşek bir şekilde annesinin bedenindeki güven dolu sıcaklığa bıraktı. Ağlamak yerine sakin nefesler alıyordu. Ara ara başını kaldırıp annesine bakıyordu. Ve anlamlı gözlerle etrafını inceliyordu. Daha önceleri doğum anında yüksek sesle konuşmaya alışık ebelerimizi sessizliğe davet ederdim. Ancak farkettim ki artık ebelerim de doğum anının kutsallığını yeniden keşfettiler. Hepsi doğum anında uyarmaya gerek kalmadan, anlaşmışçasına sessizleştiler. Sahneyi başroldekilere, yani anne ve bebeğine bıraktılar. Ve ben yorgunluğuma rağmen birkez daha ne kadar doğru bir yolda olduğumu keşfettim. Eve dönüş yolumda içimde yaşadığım huzurun tadıyla sizlere seslenmek ve bu güzel doğumu paylaşmak istedim. Sevgilerimle.
Hakan Çoker 23.02.08 05:30
Harika bir doğum yaptım. Hele o bebeğimin doğduğu ve kucağıma tüm doğallığıyla bırakıldığı anı unutamıyorum. Dünya durmuştu sanki. Sadece o ve ben vardık. Ben kısmen kursa gelmenin doğumu kolaylaştıracağını düşünmüştüm. Ama doğum sırasında anladım ki kursta öğrendiklerimizi evde mutlaka çalışmak lazım. Dürüst olmak gerekirse evde çok çalışıp uygulamadık. Hep doğuma var dedik eşimle ve asıl çalışma zamanı geldiğinde işlerim çok yoğunlaştı. Herşeye bir bahanem vardı yani :) öncelikle ilk baştan başlayayım. Ben asla normal doğum yapamam ve direkt sezeryan olurum diyenlerdendim. Hatta doğumumu bile özel hastanede yapacaktım çünkü sezaryen olmayı planlamıştım ama doktorumdan memnuniyetsizliğimden dolayı Hakan Bey'e geldik. Ve kurslara katıldık. O zaman normal doğum yapabilirim dedim kendime.Zaten Esra'da yıllardır arkadaşım o ilk doğumu normal yaptığı için bana da her zaman sende normal doğum yapabilirsin derdi. Kursa katıldığımda korkularımdan kurtulduğumu herşeyi yeterince öğrendiğimi ve çok da kolay bir normal doğum yapabileceğimi düşündüm. Çalışmaların bu kadar önemli olduğunu kavrayamamıştım. Oysa Hakan Bey'in daha ilk günlerde çok güzel bir söylemi olmuştu. İnsanlara milyondolarlık bir proje var dersiniz ve insanlar ne kadar süre gerekirse gece gündüz çalışırlar demişti.Oysa benim milyon dolardan daha önemli bir projem vardı ve biz çok önem vermedik çalışmalara.Ne de olsa kursa katılmıştım. Doğum anı gelip çattığında açılmam çok yavaş oldu. Bir de burada bahsetmek istediğim 'beklentiler'. Ben hep çok kolay doğum yapacağıma inandım. Sanki böyle bir pazarlık yapılabiliyormuş gibi. Tanıdığım birçok arkadaşım 6 ila 8 saat içerisinde doğum yapmıştı. Ben de öyle inandım ve hastaneye ikinci gittiğim sırada açılmamın 3 cm olduğunu öğrenince hayal kırıklığına uğradım. Çok yavaş ilerliyordu. Kasılmalarım sıklaşmıştı ve benim gücümün tükenmeye başladığını hissediyorum.İlk o an dedim Hakan Bey'e beni sezeryana alın diye ama o bana bıkmadan usanmadan kursta öğrendiklerimizi hatırlattı, beni motive etti. Oysa aynamın karşısına astığım en başta ve en büyük motive cümlem 'yavaş ve sakin bir doğuma odaklandım 'idi Ama bunu bile uygulayamadım Çünkü beklentilerim korkularım ve o anların bitmesi isteği beni ele geçirmişti. Ve ne kadar istesem ve uğraşsam da kendimi toparlayamadım o an. Ama yine tüm hastane ekibi ve Hakan Bey yanımdaydı. Sürekli pozitif cümlelerle beni sakinleştiriyorlardu. Ve tabii Esra. Doğum koçunun önemini orada anladım.
Yani dediğim gibi bu 3 kişilik ekip olmasa başaramazdım.Yani tüm bunlardan sonra benim demek istediğim; 1-Kursa gelmek tek başına yeterli değil çok çalışmak gerekiyor. 2-Beklentiler olmamalı, herdoğum kendine özel kendine has. 3-Doktor seçimi çok önemli. Doktorunuzla tüm bunları konuşmuş ve planlamış olmanız gerekiyor.
Herkese sağlıklı günler dilerim.
Halime Esgin Bilgin..
|