|
ANNE ADAYLARI ARASINDA YENİ MODA: 'DOĞAL DOĞUM' Normal doğum mu sezaryen mi tartışmalarına şimdi doğal doğum da eklendi. Peki doğal doğumun normal doğumdan farkı ne, riskli mi, neden tercih ediliyor? Op. Dr. Hakan Çoker ve doğal doğum yapan anneler anlatıyor.
Parents Dergisi'nden Büşra Güler anne adayları için bir trend haline gelen 'doğal doğum'u araştırdı.
Ülkemizde özellikle yüzde 80’lere varan sezaryen oranları ile çok eskilerde gerçekleşen doğal doğum neredeyse unutulmaya başladı. Bunun en büyük sebebi doğal doğumu savunan uzmanlara göre bilinçsiz anneler ve onları bilgilendirmeyen uzmanlar. “Doğal doğum, hep korkulu, acılı bir tecrübe olarak bilinir” diyor uzmanlar. “Evet, sancısı vardır, kasılmalar kaçınılmazdır ama bunlar çocuğunuza kavuşacağınız haz dolu dakikaları yaşamaktan vazgeçmeniz için büyük sebepler değildir.” Karanlık bir tablo çizmeyelim; zamana saygılı, doğal doğumu tüm kasılmalara, tüm sancılara rağmen bekleyen anneler de yok değil. Onlar bebeklerinin doğumu ve kendilerinin doğum hikayelerinin farklı olmasını istiyor. Doğal doğum sadece doğal değil eşsiz bir duygu onlara göre. Kadın Doğum Uzmanı ve Hamile Eğitmeni Op. Dr. Hakan Çoker hamile eğitiyle ilgili verdiği kurslarla doğal doğum konusunda anneleri bilgilendiriyor; tecrübeli annelerse deneyimleriyle gebeleri bu mucizevi olayı yaşamaya davet ediyor.
DOĞAL DOĞUM NEDİR? Doğal doğum mümkün olduğu kadar müdahale edilmeden yapılan doğumdur. Aktive olan tüm doğal hormonlar, anne ve bebeğini doğuma en sağlıklı biçimde hazırlamaktadır. Doğal bir doğumda ebeler ve doktorlar izleyici konumundadır ve yalnızca hamile kadının sağlık kontrollerini yapar ama bir müdahalede bulunmazlar. Op. Dr. Hakan Çoker buna ihtiyaç da yoktur zaten diyor. Zira doğal doğumu destekleyen uzmanların dayanağı hamileliğin bir hastalık değil bedenin doğal, normal ve sağlıklı bir fonksiyonu olduğudur. “Hamile kadına gereksiz yere yapılan her türlü müdahale, doğumun işleyişi ve hormonların salınımı negatif yönde etkiler.”
Op. Dr. Hakan Çoker’e göre doğal doğumu üstün kılan bu hormonların salgılanmasıdır. “Bu hormonlar içinde en etkili ikisi oksitosin ve endorfindir. Oksitosin, rahmi kasıcı etkileri ile doğumun ilerlemesinden sorumlu hormondur. Bu hormon doğumda gittikçe artan oranlarda salgılanarak, doğum anında ve doğum sonrasında en yüksek seviyelerini bulur. Kordon yoluyla da bebeğe geçer. Böylece doğal bir doğumda anne ve bebeğinin bu hormonun etkisiyle bir sevgi denizinde yüzdüğünü söyleyebiliriz. Diğer hormonumuz olan endorfin, bedenin salgıladığı doğal bir ağrı kesicidir. Oksitosin seviyesi yükselip, kasılmalar sıklaştıkça, beden endorfin salgısını artırarak cevap verir. Böylece kadının bedeninde doğal bir anestezi sağlanır, kasılmalar daha rahat hissedilir. Doğumda endorfin seviyeleri en yüksek noktadadır. Yine aynı şekilde kordon yoluyla bebeğe geçer, bebek de kendi hormonunu salgılar. Endorfinin bağımlılık yapıcı bir etkisi de vardır. Kişi endorfin etkisindeyken çok daha sevgi dolu, karşısındakini kabullenicidir. Anne ve bebeğin bu ilk karşılaşmada birbirlerine bağlanmasından bu hormonlar sorumludur. Bu yüzden biz, bebeğe saygılı doğumlarda, bebeğin doğar doğmaz anne kucağına verilmesini savunuyoruz. Bu güvenli ve sevgi dolu başlangıç onların gelecekteki davranışlarını da pozitif yönde etkileyecektir.”
Anne, baba ve çocuk bir arada Anneleri doğal doğuma teşvik ederken, normal ve sezaryen doğumlar konusunda da onları bilgilendiren Dr. Hakan Çoker, kurduğu Hamile Eğitim Merkezi’nde; nefes çalışmaları, gevşeme, meditasyon ve masajın da yer aldığı programıyla, uygulamalı bir eğitim sunuyor. Doğal doğumu anlatan videolarla da bu mucizevi olaya katılımcıları tanık ediyor. Kurslara hamile kadınlar kadar erkekler de büyük ilgi gösteriyor. Zira Dr. Hakan Çoker’e göre hamilelik döneminde bebekleriyle konuşarak ve dokunarak iletişim kuran babalar da doğumdan sonra bebekleriyle kuracakları bağa bir adım önde başlıyor.
“Hamilelik dönemi, doğum anında salgılanan hormonlar ve bebeğinin anneyle kurduğu iletişim anne olmayı kolaylaştırır. Oysa babalar, hamilelikten dolayı sevgi ve güven bekleyen ancak duyguları sürekli değişim içinde olan eşleri karşısında ne yapacaklarını bilemez. Artık doğum sonrası depresyon tanımları sadece anneler için değil babalar için de yapılıyor. İşte bu aşamada devreye giren hamile eğitimi, babaları çok kısa sürede doğum gerçeği ve bunun öneminin içine çekiyor. Kurs sırasında babalar, anne ve bebeğini daha yakından tanıma fırsatı buluyor. Onların hissettikleri duyguları ve geçirdikleri değişimi daha iyi algılıyorlar. Aile olarak ortak bir dil konuşmaya ve birbirlerine destek olmaya başlıyorlar. Öğrendikleri teknikleri birlikte uyguluyorlar ve doğumun her aşamasını eğer isterlerse birlikte yaşıyorlar. Seyredilen doğum videoları da babaların doğum yapmanın büyüsünü ve coşkusunu hissetmelerini sağlıyor. En önemlisi de bebeğinin ihtiyaçlarını öğrenen babalar, anne karnında başlattıkları iletişimi doğumda en üst seviyede yaşıyor, doğumdan sonra da bebeğin bakımı konusunda kendi istekleriyle aktif rol alıyorlar.”
Kurslara katılanlar anlatıyor
Nil - Gökhan Eroktay: “Başkalarının düşüncelerine ihtiyacım yoktu. Sonuçta her şey bana bağlıydı ve okuduğum kitaplarla da kendimi geliştireceğime inanıyordum. Ancak bu kursa katılarak, yanıldığımı çok geç olmadan gördüm. Çünkü birçok şeyi burada, Hakan Bey’den dinlemek daha farklı ve anlaşılır. Hangi seçimi yaparsam yapayım, ne için yaptığımı bileceğim.”
Ayça - Barış Kılınç: “İzlediğimiz videolarla, doğal doğumun, bize anlatıldığı ya da gösterildiği kadar zor bir şey olmadığını gördüm. Şimdi ne istediğimi daha iyi biliyorum.”
Esra - İlker Özal: “Etrafımızdaki herkesin doğumla ilgili bildiği bir şeyler var. Bazen olumsuz şeyler söyleyerek moralimizi bozduklarının farkında olmuyorlar bile. Eşim de ben de duyduğumuz yorumlar karşısında telaşlanıyor, acaba ters giden durumlarla karşılaşır mıyız, karşılaşırsak ne yaparız diye paniğe kapılıyoruz. Ama şimdi merak ettiğimiz sorulara cevap bulduk.”
Mana - Devrim Fidancı: “Öğreneceğim birçok yeni bilgi ile kafamı karıştırır mıyım diye endişelerim vardı ama tüm endişelerimin yersiz olduğunu iki gün sonunda gördüm. Şimdi daha da bilinçli ebeveynleriz ve doktor seçiminde daha titiz davranmamız gerektiğini öğrendik.”
DOĞAL DOĞUMU YAŞAYAN ANNELER ANLATIYOR
“Doğal doğum bilgisi, bende müthiş bir farkındalık yarattı” 2,5 aylık hamileyken, hamileliğin muhteşem bir deneyim olduğunu anlamaya başladım. O halde doğum da, kendi akışında en muhteşem haliyle olmalıydı diye düşündüm. Dr. Hakan Çoker’in kursundan haberdar olduk ve eşimle kursa katıldık. Normal doğum yapmak istiyordum ama kurstan önce bırakın normal doğumu, doğum hakkında hiçbir şey bilmediğimi fark ettim. İki günlük eğitimin ardından ise tüm benliğimle doğal doğum yapmaya karar verdim. Ama Türkiye’de doğal doğum yapmanın zor olduğunu da gördüm. Çünkü hangi hastaneye, hangi doktora gittiysek, müdahaleye yakın olduklarını hissettirdiler. Biz ise kararımızı vermiştik. Gerekirse Marmaris’e gidecektik ve Dr. Çoker bizimle olacaktı. Ve doğum başlamıştı, doğumun uzunca bir dönemini evde geçirdik. Kursta, bizi nelerin beklediğini öğrenmiştik. O yüzden çok sakin ve olası her duruma hazırlıklıydık. Kursa katılmasaydım, doğum bir travma olabilirdi. Oysa bilinçli olduğumuz için olağanüstü bir deneyim yaşadık. Hiç müdahalesiz, kasılmalar sonunda, doğru nefes alarak doğumu gerçekleştirdik. Doğum anında kısık ışıklar, müzik eşliğinde sevinçli bekleyiş doğumhaneyi sarmıştı. Ailemle eşim, son ana kadar yanımdaydı. Eşim bir an bile yanımdan ayrılmadı. Masajlar yaptı, sürekli elimi tuttu ve verdiği destek sayesinde doğum çok rahat geçti. Kordonu kesilmeden ve kesi yapılmadan 4 kilo doğan bebeğimi kucağıma aldım. Oğlumun kordonunu babası kesti ve benden sonra kucağına ilk o aldı. Doğuma hazırlanırken yoga yapıp, yüzmeyi ihmal etmedim. 36. hafta itibariyle perine masajı yapmanın çok faydasını gördüm. Bebeğimizle sürekli konuşup, şarkılar söylüyorduk. Hamileliğim boyunca bir kez bile midem bulanmadı. Tek büyüyen karnımdı, o da doğumla beraber hemen gitti. Doğumu gerçekleştirdikten sonra minik bir dikiş atılırken oğlumun kollarımda olması bana büyük bir mutluluk yaşattı. Hemen emmeye başladı. Dünya şimdi beş aylık... Çok huzurlu bir bebek. Gelişimi çok sağlıklı ve ağrı eşiği çok yüksek. Onunla ilgili daha çok şey söyleyebilirim ama anneannesi, “çok şey anlatma nazar değmesin” diyor. Yıllardır meditasyon yapıyorum ama doğal doğum bilgisi, bende müthiş bir farkındalık yarattı. Doğumda aydınlanmayı deneyimledim.” Funda Doğan (31 yaşında, İstanbul)
“Sevgiyle gelişti saygıyla doğdu” “Evlendikten üç yıl sonra bir bebeğimizin olmasına karar verip hamile kalmıştım. Bilinçli bir hamilelik için araştırmalarımıza başlamıştık. Hamileliği ve doğumu en güzel şekilde yaşamak için sürekli doğum yapan arkadaşlarımızla konuşup bilgiler alıyorduk. Kimileri normal doğum derken kimileri; ‘O kadar acı çekilir mi?’ diye tepki vererek sezaryen diyordu. Eşim ve ben sezaryene çok sıcak bakmıyorduk. Araştırmalarımız devam ederken yaptırdığı doğal doğumlar ile adını duyuran Dr. Hakan Çoker’i tanıdık. Doğuma Hazırlık, Nefes Çalışmaları ve Yoga Kursları hakkında bilgi alıp bu kurslarla da tanıştık. Önceleri biz de herkes gibi, ne faydası olacak diye düşünürken kendimizi kursta nefes çalışmaları yaparken bulduk. Her kurs sonrası kendimizi rahatlamış halde buluyorduk. Artık Hamile Eğitimi devreye girmişti ve ben korkusuz bir doğuma, doğum koçum eşimle hazırlanıyordum. Eşimle hazırlandığım bu güzel doğuma en çok ihtiyacım olan sevgi, güven ve destekle gidecektim. Güzel bir doğum planını hazırladıktan ve kursu bitirdikten sonra artık korkularımı yenmiş, doğum valizimi hazırlamış, rahat bir şekilde bebeğimi beklemeye başlamıştım. Hastanede NTS’den sonra neredeyse tüm kasılmalarımı ayakta geçirdim. Kendimi güvende hissediyordum ve o kadar rahattım ki o doğum masasına geçmeye hala niyetim yoktu. Aktif doğumum başlamıştı. Bu arada doktorum nerede mi? Yanımızda bizi izliyor, arada da bebeğimizin kalp atışlarını dinleyip hangi pozisyonda daha rahat diye takip ediyor. Hakan Bey yolunda gitmeyen bir şeyler olduğunu sezmiş olacak ki beni doğum masasına almaya karar verdi. Bebeğimizin kalp atışları biraz azalmıştı. Bir karar vermemiz gerekiyordu. “Sezaryen mi, vakum mu yapalım?” dedi Hakan Bey. Ona çok güveniyordum ve hiç düşünmeden verdiğim cevabım ‘siz bilirsiniz’ oldu. Ve vakum yapmaya karar verdi. Sonunda sadece kadınlara özgü, o muhteşem, o olağanüstü duyguyu yaşayarak dünyalar güzeli bebeğimi kucağıma aldım. Onunla beraber bende yeniden doğup hayatımı sıfırladım. Ben bu doğumdan çok keyif aldım. Şuan üç aylık, Baha isminde bir erkek bebeğe sahibim. Doğal doğumun en coşkulu haliyle dünyaya getirdiğim bebeğime her gün farklı bir heyecanla sarılıyorum. Bütün anne adaylarına tavsiyem doğal doğumu seçerek, bir bebeğe sahip olmanın bütün evrelerini yaşayıp, bütün yollarından keyifle geçmeleridir. Önemli olan doğumun tüm evrelerini yaşayarak, bebeğinizin adım adım size yaklaşmasını izleyerek onu kucağınıza almaktır. O, zamanı geldiğinde nasılsa dışarıya çıkacaktır. Siz sadece zamana ve bebeğinize saygı gösterin.” Derya Çavuş (İstanbul)
“Yine doğal doğumu seçerim” “Daha hamile kalmadan önce tıbbi bir gereksinim olmadığı takdirde sezaryene yönelmeyeceğimi biliyordum. Deniz’e hamileyken de bu görüşüm değişmedi. Doğal doğum istediğimi doktorumla paylaştığımda kendisinin de keyfi sezaryeni hiç tavsiye etmediğini öğrenmek beni çok rahatlattı. Ancak doktorum ilaçsız doğum yapmak istiyorsam kendimi bu konuda bilgilendirmem gerektiğini çünkü ciddi bir ağrının söz konusu olacağını ve hazırlıksız gelirsem büyük ihtimalle ilaç almak isteyebileceğim için moralimin bozulacağını söyledi. Ayrıca son zamanlarda doğal doğum konusunda yeni bir yaklaşım olan HypnoBirthing'i (HypnoBirthing bir teknikten çok doğumun normal, doğal ve sağlıklı olduğuna inanan bir felsefedir) tavsiye etti. HypnoBithing dersleri almaya başladım ve beş hafta süren kurs ile doğuma hazırlandım. HypnoBirthing’in en önemli ve farklı tarafı öğretilen rahatlama teknikleri. HypnoBirthing kadına, kendi vücudunun doğumun üstesinden nasıl geleceğini kanıtlıyor. Genelde ‘sancı’ ya da ‘ağrı’ diye adlandırılan kasılmaları doğal kabul edip, onların verdiği rahatsızlığı acı olarak değil de bebeğine kavuşma anının giderek yakınlaştığını gösteren sinyaller olarak algılayabilince daha bir farklı yaklaşıyor insan doğal doğum olayına… HypnoBirthing'i bu kadar benimsememin bir başka nedeni de, kadının kendi vücuduna olan güvenini artırmasının yanı sıra babayı da doğum sürecinin vazgeçilmez bir parçası haline getirmesi oldu. Tüm dersler boyunca eşim de doğum sırasında ne yapması gerektiğini, ne zaman saçımı okşayıp ne zaman su içmemi hatırlatması gerektiğini öğrendi. Eğer o beni sürekli destekleyip rahatlatmasaydı herhalde kolay kolay bu işi bitiremezdim. 25 Kasım 2006'da o ‘HypnoBirthing’ annelerin arasına katıldım. Doğumu beklediğimiz 3 Aralık’tan 8 gün önce, 25 Kasım Cumartesi sabahı saat 5’te sancıyla uyandım. Son günlerde yaşadığımdan daha farklı, daha şiddetli bir histi ve anladım ki bebeğim: “Ben geliyorum!” diyordu. Doğan'ın telkinleri, annemin saçımı okşaması ile birlikte yaklaşık 45 dakikanın sonunda Deniz avuçlarımın arasındaydı. Her şey o kadar doğal ilerlemişti ki… Deniz'i ellerimin arasına aldığım anla ilgili ilk hislerim; ne kadar sıcak, kaygan ve küçük olduğuydu. Bundan 45 dakika öncesine kadar, ‘Bebek bir çıksa da ben de iyi bir uyusam,’ diye düşünen hatta bir ara, ‘Yeter! Ben eve gidiyorum. Kendisi orada kalabilir, bu iş bitmiştir,’ diyen ben; bebeğimi gördüğüm anda bütün yorgunluğumu, acıyı unutmuştum. Deniz'in doğumu hayatımda şimdiye kadar yaşadığım en muhteşem, en unutulmayacak gündü. Canım yandı mı? Hatırlamıyorum. Çünkü o günle ilgili aklımda kalan en son şey canımın yanması! Oğlumu kucakladığım anı ise hiç unutamayacağım.” Elif Doğan (33 yaşında, Miami)
DOĞAL DOĞUMUN ARTILARI . Doğal doğumla dünyaya gelen bebeklerde solunum problemleri daha az görülür. . Daha kolay emerler. . Bağırsak flora gelişimleri daha iyi olur. . Anne-bebek ilişkisi sağlıklı başlar. . Annelerde doğum sonrası depresyonu daha az görülür.
|